banner
Manset Yazarlar

”Önce öğrenci, önce veli dili ”

  Herkese Merhabalar; Her kaleme aldığım köşe yazımın insanlara bilgi ulaştırmasını ve bu doğrultuda doğrunun ve yanlışın ayırt edilmesine biraz da olsa katkıda bulunmayı temenni ederim. Bu defa sizlerin, yapılan..

”Önce öğrenci, önce veli dili ”
banner

 

Herkese Merhabalar;

Her kaleme aldığım köşe yazımın insanlara bilgi ulaştırmasını ve bu doğrultuda doğrunun ve yanlışın ayırt edilmesine biraz da olsa katkıda bulunmayı temenni ederim. Bu defa sizlerin, yapılan çağrılardan, belki çeşitli çalışmalardan aşina olduğunuz ancak bu yazıda alışılagelmiş olduklarınızın dışında, farklı perspektifine rastlayacağınız bir konuyu ele almak istedim: Anadili. Yazıyı kaleme alışımın çıkış noktası ise, haricinde veya dahilinde düzenlenen toplantıların hemen hemen hepsinde anadili konusunun gündeme gelmesi ve velilerin bu konuya ilgisiz kaldığını duyuyor olmam.

Amacım kesinlikle birilerini suçlamak ya da eksik hissettirmek değil, aksine, konu sadece anadili gibi gözükürken, bunun yanında daha başka konuların oluşu ve bu diğer tüm konuların hepsinin anadili ile bağlantılı olması, dolayısı ile de yapılan çalışmaları etkilemesi. İşte bu nedenden dolayı meslek yaşamımdan gördüklerim üzerinden de yola çıkarak, bu yazıda hep beraber şöyle bir beyin fırtınası yapalım istiyorum.

Konunun ana temasından başlayalım: ‘anadili konusunda çalışmaların yapılması ve velilerin anadili derslerine ilgisizliği’. Aslında şöyle bir bakıldığında zaten söylerken ilk olarak problemin çözümünün kendisini ele verdiği görülüyor; ‘sadece’ anadili konusunda çalışmaların yapılması. Gelin bunu örneklerle biraz daha açalım ve temel sorunlardan biri ile başlayalım;

Okullarda, sırf saçının rengi farklı olduğu için ya da kimliği yüzünden dışlanan, baskı gören, daha doğrusu psikolojik şiddete (mobbinge) maruz kalan ve bu maruziyetin sonucunda psikolojisi alt üst olan, hatta intihar eden birçok çocuk/genç var… Sırf ait olduğu dili, dini, kültürü yüzünden uğradığı mobbing sonucu özgüveni kırılmış, intihar noktasına gelmiş hangi çocuğun anadili derslerine sempati gösterip, katılmak isteyebileceği? ve bu yüzden okulda tek başına mücadele vermek zorunda kalan, çoğu zaman korkarak hiçbir şey yapamayarak çocuğunu kaybeden hangi veli’nin anadili dersleri çağrısına kulak vermek isteyebileceği? cevabı bilinen ama cevapsız bırakılan sorulardan.

Okul konusundan devam edelim… Bugün konunun veli, çocuk, yapılan çalışmalar arasında döndüğü, konunun Türkçe öğretmenlerine sadece olumsuz eleştiri noktasında gelmesi ancak öğretmenlerin motivasyon durumunu ise kimsenin sorgulamaması bahsetmeye değer başlıklar arasında. Anadili öğretmek kaygısının yanında, ders içerisinde nice problemlere karşı mücadele vermeleri, öğrenci-öğretmen motivasyonu göz önünde tutulması gereken konular arasında yer almaktadır halbuki…

Şimdi okul konseptinin dışında, yine Avrupa’daki temel sorunlardan birisi olan, madde ve alkol kullanımı/bağımlılığı örneği ile devam edelim. Çocuklarının nasıl bu yola sürüklendiğini farkedemeyen ailelerin bu uğurda mücadeleler verirken, nasıl anadili çağrısına kulak verebileceği? akıllara gelmiyor değil. Veya bağımlılık konusuyla bağlantılı ya da bağlantısız, her ne kadar tabu haline gelerek bir kenara bırakılmış olsa da, bugün bakıldığında kadına ve çocuğa karşı şiddetin sayısının inanılmaz derecede fazla, tahmin edilemeyecek kadar da derin ve acı olduğu göz önüne alındığında, yaralarını merhemle iyileştirmeye çalışıp, hayatta bir çıkış yolu arayan kaç annenin ne kadar anadili dersleri ile ilgilenebileceği? yöneltilmesi gereken başka bir soru, daha doğrusu sorun olarak çıkıyor karşımıza…

Buraya sıralayabildiklerim harici daha nice psiko-sosyal sorun bulunmaktadır anadili konusu ile bağlantılı ve bundan dolayı her açıdan ele alınması ve çalışma yapılması gereken bir konudur aslında. Bir ağaca dışarıdan bakıldığında gösterişli, heybetli, güzel olabilir belki ama onu ayakta tutacak olan köküdür. İşte anadili konusunda da onca problemi es geçerek bir şeyler yapmaya çalışmak, köksüz ağaç yetiştirmeye benzer. Evet, anadili eğitimi ilk ailede başlar ancak bunun ailede başladığının bilgisini de, alanında ehli kişiler vasıtası ile iletebilmek, ailelere ulaştırmak gerekmektedir. Hayatta her zaman şunu söyler, şunu desteklerim; insan, herhangi bir konuda ilerlemek istiyorsa eğer,  ilk önce yeri geldiğinde özeleştiri yapabilmeli, eksik yanlarını görebilmeli ve kabul edebilmelidir. Yani diyeceğim o ki, parmak işareti ile hedef tahtasına birileri yerleştirilmeden önce, -ki bu herkes için geçerli-, geri diğer üç parmağın kişinin kendisini gösterdiğinin de farkında olabilmeli insan. Her şeyden önce bu yolda eğitimin gönül işi olduğunu, problemleri iyi analiz ederek, konuya çözüm odaklı, objektif ve birlik beraberlik içerisinde yaklaşmak gerektiğinin, sonuçlardan önce nedenlerle ilgilenilmesi gerektiğinin farkına varılması gerekiyordur belki de…

Her ne kadar değişik boyutlarına vurgu yaparak ele almış olsam da bu konuyu; artısıyla eksisiyle anadili konusunda hassasiyete vakıf, çaba verenleri, velilerin karşılıksız bırakmamaları konusunda çağrıda bulunmak ister, herkes için verimli bir sezon olması dilerim…

Sağlıcakla kalın,

Psikolog Kübra Keçeci

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL