banner
Manset Yazarlar

GURBETTE ÖLMEK

GURBETTE ÖLMEK 60 yıl oldu memleketten göçeli. Büyüklerimizin bir tarla, bir traktör, bir minibüs veya bir başlık parası biriktirip geri dönme hayalleriyle geldikleri Acı Vatan (Almanya) artık bize ’’Vatan’’ oldu..

GURBETTE ÖLMEK
banner

GURBETTE ÖLMEK

60 yıl oldu memleketten göçeli. Büyüklerimizin bir tarla, bir traktör, bir minibüs veya bir başlık parası biriktirip geri dönme hayalleriyle geldikleri Acı Vatan (Almanya) artık bize ’’Vatan’’ oldu bizlere.

Ne onlar dönebildi nede onların torunları.

Hayat gibi ölüm de bir gerçek. Her canlı gibi bizde doğup büyüyüp yaşlanıp birgün öleceğiz. Herkes hayırlı ve güzel bir ölüm ister. Vatanında, sevdikleri yanında kulağında ezan sesi ile çene kapamak nasip olmaz bazen insana.

Mesleğim gereği çok ölümlere şahit oldum. Sevdiğimiz birçok arkdaşı cami avlularından yolcu ettik. Dün Halil Erdemli kardeşimizin cenaze namazı için Bergkamen şehrine gittim, cenaze nakil firmasından yıllardır tanıdığım Burhanettin Uysal hocamı gördüm ve biraz sohbet ettikden sonra konu yazdığı kitaba geldi. Burhanettin hoca hemen arabaya gidip bir kitapla geri döndü. ’’Bu kitabı oku Ramazan kardeşim’’ dedi.

Kitabı aldım cenaze namazından sonra akşam eve geldiğimde biraz korkarak kitabın sayfalarını karıştırmaya başladım.

Kim bilir içersinde ne hikayeler vardı?

Okudukça içerisnde kendimi buluyordum, şahit oluduğum olaylar film şeridi gibi beynimden geçiyordu. Ve bir soru geliyordu aklıma,

’’Acaba biz nasıl öleceğiz’’

Hele gurbette yalnız ölmek ölümün en acısı olmazmıydı?

Bundan birkaç sene önce Dortmund Trabzonlular Derneği’nin başkanlığını yapıyordum. Yaz aylarıydı. Arkdaşlarla anlaşmıştık Bodruma gidip doyasıya eğlenecektik. Bu benim ilk deniz tatilim olacak, doya, doya eğlenecektim.

Gün geldi çattı. Kıyafetlerimi hazırladım evden çıkacağım pasaportu kontrol etmek geldi aklıma. Baktım pasaport herzaman bıraktığım yerde değil. Başladım aramaya. Ararken uçuş saati yaklaşıyor, arkdaşların telefonu durmuyordu. Pasaport ortalıkta yoktu. Çaresiz iptal ettim.

Ertesi gün gazetenin ofisine gittim. Sabah saat 10:00 civarları telefonum çaldı. Karşımda, bizim Maçkalı Nazım Kamaoğlu abim.

  • Paşkanum nerdesun?
  • Ofisteyim abi
  • Acele yanıma gel

Hemen yola çıkıp olduğu yere gittim. ’’Bir hemşehrimiz evinde vefat etmiş bir hafta öyle kalmış, komşular bulmuş, Alman cenaze firması almış yakmak için işlem yaparken orda çalışan bir Türk fark edip yakma işlemini durdurmuş ve IGMG Bölge Başkanı Özcan Kuri beye haber vermiş, o aradı bu cenaze bizim hemşehrimiz ve üyemiz diye sahip çıkmalıyız’’ dedi bir nefeste.

  • ’’Ne lazım abi bunun için’’ dedim
  • Derneğin tüzüğü ve pasaportun
  • ’’Derneğin tüzüğü tamamda, pasaport yok abi, dünden beri arıyorum’’
  • ’’Bul oni Remazan bul, yakacaklar adamı’’
  • ’’Bekle abi geliyorum’’ dedim ve aracıma yöneldim. Baktım pasaport elimle koymuşum gibi buldum misali iş çantamın bir köşesinde duruyor.

Hemen pasaportu alıp işlemleri başlattık ve bir yakınını bulup hemşehrimizi memleketi Giresun’a gönderdik.

Eğer ben Bodrum’a gidip eğlenseydim belkide bu amcamız yakılacaktı.

Burası her nekadar vatanımız gibi olmuş olsada, adı ’’Gurbet’’ bırakın dünya için kavgayı, birbirinize gurbet elde sahip çıkın.

 

 

 

banner

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

banner

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL