Adalet Duygusunun Temeli: Ahlâk gelişimi

Herkese Merhabalar,

Yılan gibi bazı hayvanların, zehrinden dolayı zararlı olduğu düşünülür ve çok korkutucu görülür. Haksız da sayılınılmaz bunun böyle düşünülmesinde ama gelin görün ki çoğu insan bilmez onun panzehrinden şifa bulduğunu…

Son dönemde yaşanan ve halen yaşanmaya devam eden olaylara bakıldığında ve işim de insana dair olunca ister istemez şu soru geliyor akla; İnsanın zehri yok mudur? diye. Soyut bir soru yöneltilmiş gibi duruyor ama bakıldığında yılanınkinden ya da herhangi bir başka şeyden çok daha zifiri bir zehri olduğunu söyleyebilirim ve akıtmaya başladığında ise her şeyi mahvedecek dozda olduğunu da… Yani ne şifa verecek ne de şifa bulacak derecededir. Çünkü bazen, kaybetmemek uğruna bir hırsla, bazen kıskançlık uğruna, bazense haksız rekabet uğruna, akıtılan zehir sonucunda, kişi ne kadar kazandım gibi görse de kendisini, çevresindekileri yaktığı kadar kendini de yakar. Ve aslında bu ne üzücü ki, Dünya’da ne varsa zehir etmeye değmeyecek onun uğruna gerçekleşir, tıpkı savaş gibi…

Sorulduğunda zehirlerini akıtmaya muhakkak bir yada birden çok haklı sebepleri vardır. O an  en doğrusu yapılmıştır, en haklı kişinin kendisidir ve bunu yaparken de kötülüğe hiç bulaşılmamıştır…

Ancak şunu söylemeliyim ki, bu sadece somut bir savaş durumunda değil, ikili insan ilişkilerinde de açıkça sorundur. Durup şöyle bir bakıldığında; herkes haklı, herkesin haklı bir nedeni var zehrini akıtmaya ve zehrini akıtırken de ‘iyi’ akıttıktan sonra da… Durup düşünüldüğünde ise şu soru geliyor akla: madem herkes haklı ise ve haklı olduğundan dolayı döküyorsa içerisindeki o kara zehri, haksız olan kim? Tüm bunları yaparken iyilikten dönmediğini düşünüyorsa, kötü kim?

Nedir biliyor musunuz zehir? Bir insanı, yaşantısına ne mücadeleler, ne zorunluluklar ve zorluklar, ne emekler sığdırdığını bilmeden, ve bunun üzerine düşünmeye/anlamaya dahi çaba göstermeden onu yargılamaktır. Ya da eğitilmemiş ego mesela, kişinin bu egoya esir olması da zehirdir. Kişiyi kimliğine, dinine, mezhebine göre belli başlı kategorilere ayırmak, gruplaştırmak ve bunun ötesinde başka açıdan bakmaya çalışmamak da zehirdir. Bir insanın, bir eşyayı ya da herhangi bir şeyi ‘sadece benim’ mantığıyla sahip olmak istemek ve bunun içerisinde kıskançlık, hırs vb. duygularla sadece kişinin kendisi istediği için bencilce hareket etmesi de zehirdir, ki bunun örneklerine bazen romantik ilişkilerde, bazense örneğin bir makam uğruna harcanan enerjilerden şahit oluyoruz.

Bunların hepsi ve bunun gibi, her duygunun fazlası zehirdir;  insan ve çevresindekiler için tehlike oluşturan. Çünkü davranışlara dönüşür ve davranışa dönüşen zehir, akıtılmış bir zehirdir.

Hepsinin toplamına baktığımda, temelindeki moral (ahlak) gelişimi eğitiminin ne kadar önemli olduğunu düşünüyor ve görüyorum.

Öfke de vardır tabiki tüm bunların dışa vurulmasında ama tamamlan(a)mamış bir ahlâk eğitimi en tehlikelisidir. Psikoloji’de ahlâk gelişimi ise şu manaya gelir; insanın doğruyu ve yanlışı ayırt edebilmesi, vicdan duygusu, bir hükme varırken ki tavrı ve hatta düşünce şeklidir.

Bundan dolayı, sizlere ilk tavsiyem, çocuklarınızı büyütürken onların eğitimlerine, ahlâk gelişimlerine önem vermeniz yönünde olur. Çünkü bir anne arkasında zalime karşı savaşan da bırakabilir, mazluma karşı savaşan da…

Ve bu konuda atılabilecek diğer adım ise,  konu her ne olursa olsun bir şey hakkında hükme varırken adaletli olabilmenin önemini hatırlamaktan geçer. Yalnız hüküm demişken, öyle mahkeme duvarlarıyla çevrili olup da gerçek bir hükme varılandan ya da cübbe giyilenden değil, insanın birilerini yargılamadan, ‘bana göre…’/ ‘bence sen…’ / ‘ben senin yerinde olsam…’ vb. sözlerle başlayan cümleler kurmadan, kınamadan, aşağılamadan, yargılamadan, bombalamadan, hatta gerçek manada cübbe dahi giyiyor bile olsa, önce içerisindeki adalet duygusuna sığınabilmesini kastediyorum. Yasa ve kanunun da üstünde olan adalet duygusundan…

Sağlıcakla kalın,

Psikolog Kübra Keçeci

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.