BAYRAM neydi?

Bir çoğumuz bayramları eskisi kadar güzel yaşayamamaktan yakınır. Peki ne oldu da bayramlar eskidi yoksa biz mi eskittik o güzel günleri. Hatırlıyorum da çocukluk yıllarımda insanlar bayram öncesi tatlı bir telaş içinde olurdu. Hanımlar bayramdan önce ev temizliği yapar arefe günü ise birbirinden lezzetli ikramlıklar hazırlarlardı. Günler öncesinden birbirinden renkli şekerler ve lokumlar alınırdı. Çocuklar kötülüklerden korkmaksızın ellerindeki küçük poşetlerle ev ev  dolaşır şeker toplarlardı. Kapı zili çaldığında bir sofra kaldırılır yeni bir sofra kurulurdu. Bayram, hasretlerin bittiği gündü, küslerin barıştığı, büyüklerin ziyaret edilip hayır dualarının alındığı, uzaktaki sevilenlerin arandığı gündü.

Bayram yeni alınmış bir elbiseyi giymek için heyecanlanmak, hediye edilen bir mendil, gönülden verilen bir bayram harçlığıydı. Bayram kalabalık sofralarda azı çoğu paylaşmaktı, ihtiyacı olana hissettirmeden yardım etmekti, hasret kalınan dostlarla bir fincan kahve içmekti. Sofrada yeri boş kalanları özlemekti ama ilaki onları da anmaktı Bayram. Vefaydı, birliktelikti, aile olmanın bilincine varıp bunun kıymetini bilmekti. Ve Bayram bizi bir Bayrama daha eriştiren yüce yaradana şükretmekti.

Bize her şeyin değerini hatırlatan şu sıkıntılı günlerin belki de iyi tarafı da vardır. Ne demiş atalarımız? Bardağın boş değil dolu tarafından bakmak lazım.  Kimbilir belki mutlu olmanın elindekiyle yetinmek olduğunu, küçük ayrıntılarda gizli olduğunu hatırlatır hepimize.

En geç önümüzdeki Bayramda tekrar birbirimize sarılarak hasret giderebildiğimiz, aynı sofraları paylaştığımız, evlerimizin misafirden dolup taştığı, sokakların çoçuk kahkahalarıyla şenlendiği bayram günlerini yaşamak dileği ile Ramazan Bayramınızı en kalbi duygularımla kutlarım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.