Değerli okurlar, acısıyla, tatlısıyla, iyisiyle, kötüsüyle, hüznüyle, mutluluğuyla koskoca bir yıl daha geride kaldı. 2020’de olduğu gibi 2021 yılı da pandemiyle geçti gitti ömrümüzden.

Kimiler tatil yapamazken, kimileri hayalindeki gibi şöyle kalabalık şekilde davul zurna eşliğinde evlenemedi belkide. Kimimiz işinden olurken kimileri de ceplerini doldurmanın derdine düştü utanmadan fırsatçılık yaparak. Sanırım şu geçirdiğimiz iki yılı hiçbirimiz özlemeyeceğiz. Anne, baba ya da akrabasının cenazesine gidemeyenlerden bahsetmiyorum bile. Rabbim onlara sabır versin.

Olumlu ya da olumsuz yaşadıklarımız artık geride kaldı fakat yaşadıklarımızın etkisi belki de bir ömür boyu sürecek. Yeni yıl, yeni umutları da beraberinde getirsin istiyoruz. Lakin bazen yaşamımızda yenilikleri istediğimiz halde geçmişe takılıp kalıyoruz.

Belkide sadece kendi hırsımıza yenik düştüğümüz için. Geri adım atınca ya da özeleştiride bulununca bunu bir yenilgi gibi hissediyoruz. Ama önemli olan insanın özeleştiri yapacak cesareti göstermesi değil mi zaten? Hataları ve yanılgıları kabullenmek bu kadar mı zor? Geride bıraktığımız yıl içerisinde yaşadıklarımızı kendinizce değerlendirin. Hiç mi hata yapmadınız, hiç mi kalp kırmadınız, hiç mi pişman olmadınız? Kabullenmek değişimin ilk adımıdır. Fark ettiklerinizi, başkalarıyla paylaşmanız gerekmiyor. Kendinize itiraf etmeniz yeterli. Bu bile çok önemli bir gelişim. Önemli olan kusursuz olmak ya da eksiksiz olmak değil, bunu telafi etmek, düzeltmektir aslolan.

Herkes yaşamda en iyisini hak ettiğini düşünüyor ve bekler. En iyi iş, en çok kazanç, en başarılı çocuklar, en güzel eş, en güvenilir arkadaş… Peki ama hiç kendimize soruyormuyuz “ben ne veriyorum yaşama” diye? Her alışverişte aldıklarımız için bir bedel öderken, manevi değerlerin neden bedelsizce hazır bir şekilde bize gelmesini bekliyoruz? Sizce de bu büyük bir haksızlık değil mi? Birçok kişi birbirinin eksikliklerini bulmak için durmadan, bıkmadan etrafındakilerin yaşamlarıyla uğraşıyor. Birilerini nasıl aşağı çekerim diye.

Oysa yaşam böyle boş işlerle uğraşmak için şüphesiz çok kısa. Şimdiye kadar yaşamdan ne bekledim, yaşam bana ne verdi, diyebiliyorsanız; geç kalmış sayılmazsınız. Şimdi ben yaşama ne verdim demenin belki de tam zamanı! En iyi işe sahip olmak isterken, o iş için en iyi aday olmaya çabalayın. En başarılı çocukları arzularken, çocuklarınıza iyi örnek olun ve onlarla bolca vakit geçirin. En güzel eşi beklerken, en güzel eş olma yolunda gayret gösterin. En güvenilir dostu ararken, önce siz dostunuz için neleri göze alabileceğinizi tartın. Ama önce… kendinizi sevin! Gelin bu yıl insanlar için Pandemi sebebiyle pek iyi başlamamış olsa da, siz hedeflerinize odaklanarak en iyisini elde etmeye çalışın. Kim bilir belki bir şiir yazarsınız bu yıl, belki de ünlü bir şairin şiirini ezberlersiniz.

Belki bir roman okur, onun her sayfasında kendinizi bulursunuz. Belki bu yaz tatilini anne ve babanıza adarsınız, zira o en son görüşmenin ne zamana denk geleceğini hiç birimiz bilemiyoruz. Belki bir dil öğrenmenin bir enstrüman çalabilmenin zevkine erişirsiniz. Havalar ısınınca komşularınızla bahçenizde küçük bir sohbet akşamı organize edersiniz belkide.

Belki spora başlar, daha sağlıklı olabilmek için rejime başlarsınız. Kim bilir belki de ilk kez kendinizi gerçekten keşfedersiniz. Yaşam size ne sunarsa sunsun, siz ondan en güzelini almaya gayret gösterin ve mutlu olun. Bu yıl, içinizden ne geçiyorsa dilerim gerçekleşir. Siz hep mutlu olun. Sürçü lisan ettiysek af ola.

Sevgiyle kalın.

Nilgün Şahin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.